Karakter Hikayesi
Kayla, Amerika’da doğdu. Ablası Vera ve kardeşi Luna ile yaşamaktaydı. Üçü çocukluklarından beri birbirine bağlı büyüdü. Yaş farkları az olduğu için kardeşlikleri zamanla dostluğa dönüştü. Birbirlerinden uzun süre ayrı kalmaya alışık değillerdi.
Vera her zaman daha koruyucu taraftı. Kayla daha sakin ve dengeli davranırdı. Luna ise içlerinden en hareketli olanıydı. Üçü farklı karakterlere sahip olsa da yan yana geldiklerinde eksik kalan hiçbir şey kalmazdı.
Aradan zaman geçtiğinde Vera, Luna’dan uzak geçen günlerde kardeşi Kayla’nın Los Santos’a üniversite okumaya gelmesiyle yalnız kalmadı. Kayla’nın şehirde düzen kurabilmesi için birlikte küçük bir eve çıktılar. Vera, kardeşinin eğitim hayatında her zaman yanında oldu. Hem maddi konularda destek verdi hem de onu hiçbir zaman yalnız hissettirmedi.
Kayla için Los Santos ilk başta alışılması zor bir yerdi. Kalabalık, gürültü ve sürekli hareket halinde olan insanlar ona yabancı geliyordu. Ama Vera sayesinde kısa sürede düzen kurdu. Günler geçtikçe şehir ona uzak hissettirmemeye başladı.
Vera için ise kardeşini gözünün önünde büyürken görmek farklı bir histi. Kayla’nın zamanla kendi kararlarını alan, kendi düzenini kuran biri haline gelişini izliyordu.
Kayla üniversite hayatında çok geniş çevreler kuran biri olmadı. Daha çok kendi alanında kalmayı tercih etti. İnsanlarla arasına mesafe koyardı. Hayatında arkadaşları ve ailesi dışında birine yer açmaya sıcak bakmıyordu. Ona göre güven kolay oluşmuyordu ve sahip olduğu bağlar zaten ona yetiyordu.
Bu dönemde hayatına giren en yakın arkadaşlardan biri Mia oldu. Aynı okulda okuyorlardı ama farklı bölümlerdeydiler. Mia daha sosyal biriydi. Kayla ise daha gözlemciydi. İlk zamanlar sadece okul içinde karşılaşıyorlardı. Sonra birlikte vakit geçirmeye başladılar.
Mia sayesinde Kayla şehirdeki farklı ortamları görmeye başladı. Yarış çevrelerini, gece hayatını ve fotoğraf kültürünü onunla tanıdı. Kayla’nın fotoğraf çekmeye ilgisi de bu süreçte arttı. İnsanların fark etmediği anları yakalamayı seviyordu. Kalabalığın içindeki küçük detaylar dikkatini çekiyordu.
Bir yıl sonra Luna da Los Santos’a geldi. Aileden kalan işleri yönetmesi için güvendiği insanları geride bırakmış, sonunda kardeşlerinin yanına dönmeyi seçmişti. Üç kardeş yeniden aynı çatı altında olunca eksik kalan düzen tekrar yerine oturdu.
Yan yana olduklarında kendilerini daha güçlü hissediyorlardı. Üçü de biliyordu; birlikte kaldıkları sürece kolay kolay dağılmazlardı.
Zaman geçtikçe Vera ve Kayla küçük bir kafe işletmeye başladı. Sessiz, sade ama sıcak bir yerdi. İnsanlar kahve içmek için gelir, bazen saatlerce otururdu. Kafenin havasında ikisinin de karakteri hissediliyordu.
Kafenin hemen karşı tarafında ise Luna bir Gun Shop içerisinde çalışıyordu. Dışarıdan bakıldığında üç kardeş sıradan hayatlar yaşayan insanlar gibi görünüyordu. Zaten amaçları da buydu. Para kazanmak ikinci plandaydı. Asıl istedikleri şey dikkat çekmeden kendi düzenlerini sürdürmekti.
Ama Los Santos hiçbir zaman tamamen sakin bir şehir olmadı.
Şehirde geçen zaman arttıkça her şey değişmeye başladı. Vera ve Kayla bir süre sonra kafeyi bırakmaya karar verdi. Kayla kendi hayatına yönelirken, Vera mekanik işlere ilgi duymaya başladı ve zamanla bir mekaniğe girdi. Artık günlerinin çoğunu araçlarla uğraşarak geçiriyordu. Kayla ise daha çok fotoğraf çekiyor, şehirde dolaşıyor ve kendi halinde yaşamayı tercih ediyordu.
Soygun haberleri, market işleri, kaçışlar ve nezarette geçen geceler şehirde yaşayan çoğu insan için artık sıradan hale gelmişti. Kayla bu dünyanın dışında kalmaya çalışıyordu. Kendi düzenini korumayı tercih ediyor, başını belaya sokacak hiçbir işe yaklaşmıyordu. Luna ise her zaman daha farklıydı.
Risk almaktan geri durmuyordu. Zaman geçtikçe fark edilmeden daha karmaşık işlerin içine girdi. Bir noktadan sonra polis için bilgi taşıyan biri haline gelmişti. Bunu öyle dikkatli yürütüyordu ki Vera bile çoğu şeyi tam olarak anlayamıyordu. Luna her şeyi kontrol altında tuttuğunu düşünüyordu.
Ama Los Santos’ta hiçbir plan sonsuza kadar kusursuz ilerlemiyordu.
Bir gün her şey birkaç dakika içinde değişti. SWAT ekipleri aniden kapıya geldiğinde Vera ve Kayla ne olduğunu anlayamadı. Sessiz geçen bir gün, bir anda bağrışmalar ve siren sesleriyle dolmuştu. Luna gözlerinin önünde götürüldü.
O an üç kardeşin kurduğu düzen ilk kez gerçekten sarsıldı.
Sonuç kaçınılmazdı. Luna hapse girmişti.
Bu olay Vera ve Kayla üzerinde ağır bir iz bıraktı. Ev artık eskisi gibi hissettirmiyordu. Günler daha sessiz geçmeye başlamıştı. Luna’nın eksikliği her yerde hissediliyordu; boş kalan sandalyesinde, yarım kalan konuşmalarda ve geceleri oluşan o ağır sessizlikte.
Kayla bu süreçte duygularını dışarı çok yansıtmadı. Her zamanki gibi sakin görünüyordu ama içinde sürekli aynı düşünce dönüp duruyordu. İnsan bazen en yakınındakini bile koruyamıyordu.
Vera güçlü görünmeye çalışıyordu ama Kayla kardeşinin ne kadar dağıldığını görebiliyordu. İkisi de toparlanmaya çalıştı ama bunun etkisinden çıkmaları aylar sürdü.
Kayla bu süreçte daha çok yalnız kalmaya başladı. Fotoğraf çekiyor, uzun süre şehirde dolaşıyor ya da göl kenarında saatler geçiriyordu. Hayat devam ediyordu ama hiçbir şey eskisi kadar hafif hissettirmiyordu.
Ama zaman geçtikçe hayat onlara küçük de olsa başka bir neden verdi. Vera’nın hamile olduğunu öğrendiklerinde ikisi de uzun zaman sonra ilk kez gerçekten mutlu hissetti. Evde aylar sonra yeniden heyecan vardı. Sessizlik yerini küçük planlara, kısa sohbetlere ve gelecek düşüncesine bırakmaya başladı.
Kayla, ablasının anne olacak olmasına düşündüğünden daha fazla sevindi. Uzun zamandır ilk kez Vera’nın yüzünde gerçek bir huzur görüyordu. Bu haber Luna’nın yokluğunu unutturmadı ama ikisinin de içindeki ağır havayı biraz olsun hafifletti.
Kayla o gün şunu fark etti: Hayat bazen her şeyi aynı anda almasa da, insanın devam etmesi için küçük bir neden bırakıyordu.
Vera her zaman daha koruyucu taraftı. Kayla daha sakin ve dengeli davranırdı. Luna ise içlerinden en hareketli olanıydı. Üçü farklı karakterlere sahip olsa da yan yana geldiklerinde eksik kalan hiçbir şey kalmazdı.
Aradan zaman geçtiğinde Vera, Luna’dan uzak geçen günlerde kardeşi Kayla’nın Los Santos’a üniversite okumaya gelmesiyle yalnız kalmadı. Kayla’nın şehirde düzen kurabilmesi için birlikte küçük bir eve çıktılar. Vera, kardeşinin eğitim hayatında her zaman yanında oldu. Hem maddi konularda destek verdi hem de onu hiçbir zaman yalnız hissettirmedi.
Kayla için Los Santos ilk başta alışılması zor bir yerdi. Kalabalık, gürültü ve sürekli hareket halinde olan insanlar ona yabancı geliyordu. Ama Vera sayesinde kısa sürede düzen kurdu. Günler geçtikçe şehir ona uzak hissettirmemeye başladı.
Vera için ise kardeşini gözünün önünde büyürken görmek farklı bir histi. Kayla’nın zamanla kendi kararlarını alan, kendi düzenini kuran biri haline gelişini izliyordu.
Kayla üniversite hayatında çok geniş çevreler kuran biri olmadı. Daha çok kendi alanında kalmayı tercih etti. İnsanlarla arasına mesafe koyardı. Hayatında arkadaşları ve ailesi dışında birine yer açmaya sıcak bakmıyordu. Ona göre güven kolay oluşmuyordu ve sahip olduğu bağlar zaten ona yetiyordu.
Bu dönemde hayatına giren en yakın arkadaşlardan biri Mia oldu. Aynı okulda okuyorlardı ama farklı bölümlerdeydiler. Mia daha sosyal biriydi. Kayla ise daha gözlemciydi. İlk zamanlar sadece okul içinde karşılaşıyorlardı. Sonra birlikte vakit geçirmeye başladılar.
Mia sayesinde Kayla şehirdeki farklı ortamları görmeye başladı. Yarış çevrelerini, gece hayatını ve fotoğraf kültürünü onunla tanıdı. Kayla’nın fotoğraf çekmeye ilgisi de bu süreçte arttı. İnsanların fark etmediği anları yakalamayı seviyordu. Kalabalığın içindeki küçük detaylar dikkatini çekiyordu.
Bir yıl sonra Luna da Los Santos’a geldi. Aileden kalan işleri yönetmesi için güvendiği insanları geride bırakmış, sonunda kardeşlerinin yanına dönmeyi seçmişti. Üç kardeş yeniden aynı çatı altında olunca eksik kalan düzen tekrar yerine oturdu.
Yan yana olduklarında kendilerini daha güçlü hissediyorlardı. Üçü de biliyordu; birlikte kaldıkları sürece kolay kolay dağılmazlardı.
Zaman geçtikçe Vera ve Kayla küçük bir kafe işletmeye başladı. Sessiz, sade ama sıcak bir yerdi. İnsanlar kahve içmek için gelir, bazen saatlerce otururdu. Kafenin havasında ikisinin de karakteri hissediliyordu.
Kafenin hemen karşı tarafında ise Luna bir Gun Shop içerisinde çalışıyordu. Dışarıdan bakıldığında üç kardeş sıradan hayatlar yaşayan insanlar gibi görünüyordu. Zaten amaçları da buydu. Para kazanmak ikinci plandaydı. Asıl istedikleri şey dikkat çekmeden kendi düzenlerini sürdürmekti.
Ama Los Santos hiçbir zaman tamamen sakin bir şehir olmadı.
Şehirde geçen zaman arttıkça her şey değişmeye başladı. Vera ve Kayla bir süre sonra kafeyi bırakmaya karar verdi. Kayla kendi hayatına yönelirken, Vera mekanik işlere ilgi duymaya başladı ve zamanla bir mekaniğe girdi. Artık günlerinin çoğunu araçlarla uğraşarak geçiriyordu. Kayla ise daha çok fotoğraf çekiyor, şehirde dolaşıyor ve kendi halinde yaşamayı tercih ediyordu.
Soygun haberleri, market işleri, kaçışlar ve nezarette geçen geceler şehirde yaşayan çoğu insan için artık sıradan hale gelmişti. Kayla bu dünyanın dışında kalmaya çalışıyordu. Kendi düzenini korumayı tercih ediyor, başını belaya sokacak hiçbir işe yaklaşmıyordu. Luna ise her zaman daha farklıydı.
Risk almaktan geri durmuyordu. Zaman geçtikçe fark edilmeden daha karmaşık işlerin içine girdi. Bir noktadan sonra polis için bilgi taşıyan biri haline gelmişti. Bunu öyle dikkatli yürütüyordu ki Vera bile çoğu şeyi tam olarak anlayamıyordu. Luna her şeyi kontrol altında tuttuğunu düşünüyordu.
Ama Los Santos’ta hiçbir plan sonsuza kadar kusursuz ilerlemiyordu.
Bir gün her şey birkaç dakika içinde değişti. SWAT ekipleri aniden kapıya geldiğinde Vera ve Kayla ne olduğunu anlayamadı. Sessiz geçen bir gün, bir anda bağrışmalar ve siren sesleriyle dolmuştu. Luna gözlerinin önünde götürüldü.
O an üç kardeşin kurduğu düzen ilk kez gerçekten sarsıldı.
Sonuç kaçınılmazdı. Luna hapse girmişti.
Bu olay Vera ve Kayla üzerinde ağır bir iz bıraktı. Ev artık eskisi gibi hissettirmiyordu. Günler daha sessiz geçmeye başlamıştı. Luna’nın eksikliği her yerde hissediliyordu; boş kalan sandalyesinde, yarım kalan konuşmalarda ve geceleri oluşan o ağır sessizlikte.
Kayla bu süreçte duygularını dışarı çok yansıtmadı. Her zamanki gibi sakin görünüyordu ama içinde sürekli aynı düşünce dönüp duruyordu. İnsan bazen en yakınındakini bile koruyamıyordu.
Vera güçlü görünmeye çalışıyordu ama Kayla kardeşinin ne kadar dağıldığını görebiliyordu. İkisi de toparlanmaya çalıştı ama bunun etkisinden çıkmaları aylar sürdü.
Kayla bu süreçte daha çok yalnız kalmaya başladı. Fotoğraf çekiyor, uzun süre şehirde dolaşıyor ya da göl kenarında saatler geçiriyordu. Hayat devam ediyordu ama hiçbir şey eskisi kadar hafif hissettirmiyordu.
Ama zaman geçtikçe hayat onlara küçük de olsa başka bir neden verdi. Vera’nın hamile olduğunu öğrendiklerinde ikisi de uzun zaman sonra ilk kez gerçekten mutlu hissetti. Evde aylar sonra yeniden heyecan vardı. Sessizlik yerini küçük planlara, kısa sohbetlere ve gelecek düşüncesine bırakmaya başladı.
Kayla, ablasının anne olacak olmasına düşündüğünden daha fazla sevindi. Uzun zamandır ilk kez Vera’nın yüzünde gerçek bir huzur görüyordu. Bu haber Luna’nın yokluğunu unutturmadı ama ikisinin de içindeki ağır havayı biraz olsun hafifletti.
Kayla o gün şunu fark etti: Hayat bazen her şeyi aynı anda almasa da, insanın devam etmesi için küçük bir neden bırakıyordu.
Profil Bilgileri
Ad Soyad
Kayla Vel Ross
Cinsiyet
Kadin
Oluşturan
bbestieee